Renkli Gözlü Bebek Yüzlü

Neden onu şu an kelimelere dökmek istedim inanın bilmiyorum… Aslında onu kelimelere dökmek istememdeki sebep belli. Hayatımda ciddi anlamda uzun bir süre yer tutmuş olması. Acısıyla tatlısıyla, hüzünüyle sevgisiyle yer tutmuş ve hala da tutuyor olması… 

Ülke zaten berbat bir halde 2016 yılına günler sonra veda edecekken; ve biz de şans eseri hala hayatta kalmışken bir iki satır yazmak istedim onun hakkında. Aslında bir teşekkür olacak makalemin sonuna doğru yazacağım son cümlelerim. Çünkü ciddi anlamda bir teşekkür edemedim ona. Her ne kadar hala onu görüyor olsam da, her ne kadar hala benden nefret ediyor olsa da, iyi veya kötü anlamlı bir teşekkürü ona borç bildiğim için yazacağım bu satırları.

img_0587Evet, onu ilk gördüğüm günü o kadar net hatırlıyorum ki; hafızamı zorlamaya bile gerek yok… İş gereği gittiğim Paloma Yasmin Resort’da akşam yemeğimi atıştırırken “afiyet olsun” demek için gelmişti masamıza. Masamıza diyorum çünkü bir ağabeyimiz ile beraber yiyorduk yemeği o akşam. O kadar net, daha dün gibi aklımda ki… Ertesi gün de onu görmek için kendimi şartlamıştım. Fuar bitimi otelin pub’ında oturacak etrafı izleyecek ve onu görecektim. Ve her ne şekilde olursa olsun onunla iletişime geçecektim. Planım bu kadar net ve uygulamaya konmaya hazırdı.

O günkü duygularımı şu an bile net bir şekilde hissedebiliyorum aslında. Ona sadece merhaba demek, onu tanımaya çalışmak, ve onunla uzun uzun sohbet etmek. Yabancı birine karşı düşünülecek en son şeyleri düşünüyordum aslında böyle bir ortamda. Çünkü karşımdakinin daha doğru düzgün Türkçe konuşabildiğinden bile haberim yoktu daha. Herkes otel ortamında fırsat avına çıkarken, ben onu tanımak ve saatlerce onunla sohbet etmek hevesindeydim. Fakat bu saatlerin asla gelmeyeceğini de ertesi gün öğrenmiştim. Çünkü personelin lojmana gidebilmek için kullandığı servislerin belirli bir kalkış saati vardı. Ve bu saat gece 12’yi bile beklemiyordu.

Ve bir sonraki gün alkolün dibine vurduktan sonra, onu ilk gördüğüm yerde hemen yanına yaklaşıverdim. O kadar saçma ve ezik bir şey istedim ki ondan… Cebimden iPhone’umu çıkarıp Murat abi’ye verdim ve onunla beraber bir fotoğraf çekilmek istedim… Evet, kırmadı beni. Sadece tamam dedi ve kameraya benimle birlikte hafif bir tebessümle poz verdi. Ve sonra ona teşekkür edip, tüm cesaretimle Facebook kullanıp kullanmadığını sordum. Rezillikler silsilesi almış başını gidiyordu benim tarafımda. Kırmadı beni. iPhone’umu eline aldı, kendi hesabını buldu ve arkdaşlık teklifi yolladı…

Ertesi gün neredeyse her dakika Facebook bildirimi bekledim. Ta ki kabul edilme bildirimi gelene kadar. Nasıl şaşırdığımı ve mutlu olduğumu anlatamam size. Çünkü bir önceki gece o kadar ezik bir duruma düşmüştüm ki, beni kabul edeceğine ihtimal dahi vermiyordum. Fakat olmuştu. Arkadaşlık teklifimi kabul etmişti. iPhone’un küçücük ekranında onun profilini incelerken ne kadar az arkadaşı olduğunu, çoğunun da bayan olduğunu, erkeklerin de iş arkadaşları olduğunu öğrenmiştim bile… Yaptığım bu kısacık araştırma bile hayallere dalmama sebep olmuştu o anda.

Artık o benim arkadaşımdı. İstediğim zaman ona mesaj atabilir, onunla konuşabilirdim. Fakat bu bana yeterli gelmedi. Hayır, istediğim bu değildi. Sanal ortamda değil, yüz yüze onunla sohbet etmenin hayalini kuruyordum ben. Ne olursa olsun onunla tekrar görüşmeliydim. Ve bu kez ona telefon numaramı vermeliydim… Limitlerimi tamamen aşmıştım. Kapasitemin üst sınırlarına ulaşmaya çalışıyordum. Ne yaptığımın bile farkına varamıyordum belkide, ancak o akşam ne yapıp edip ona telefon numaramı vermesini bildim. Hem de saçma sapan bir peçete kağıdına tükenmez kalem ile ismimi ve numaramı yazıp avucuna sıkıştırarak…

Sonrasında bekledim… Basit bir mesaj… Akşam oldu… Gece… Ertesi sabah… Kesinlikle mesajın gelmeyeceğini anlamıştım. Ufacık da olsa bir umutla bekliyordum ancak bu kendimi avutmaktan başka bir işe yaramıyordu. Öğle saatlerinde artık otelden ayrılma vakti yaklaşıyordu. Ve ayrılık öncesi onu bir kez daha görebilmenin hayaliyle otelin lobisinde küçük valizimle bekliyordum. Fakat ortalıkta gözükmüyordu. Belli ki, yine akşam saatlerinde ortaya çıkacak ve restoranın girişinde insanlara hoşgeldiniz diyecekti…

Tam umutsuzluğa kapılmışken iPhone’umun bildirim sesi geldi… “Merhaba. Ben ..…a, Paloma Yasmin’den.” 

Otelden ayrılırken küçük bir umut kalbimde.
Hava alanına giderken ise koca bir hüzün… Belki de bir daha göremeyeceğim onu diye.
İstanbul’a vardığımda özlem.
Günlerce, haftalarca ve hatta aylarca kurduğum hayaller…
Ve sonunda gerçek olan düşler.

“Hala hayatımdasın… Yaşanan onca şeyden sonra sana teşekkürü bir borç bilirim. Her ne kadar sen hiçbir şeyi hatırlamak istemesen de, benim için her şey dün kadar yakın. Sen ne kadar kin duysanda, benim bir parçam hala senin yanında…”

Hep mutlu ol.

Sevgilerle…

Lütfen bir cevap yazın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s