Evde Kaldığımız Şu Günler

Ne zor günler geçiriyoruz öyle değil mi? Evlerimizde tıkılı kaldık. Belki de zor günler geçirdiğimizi sanıyoruz; daha zorlarını görmediğimiz için…

Yirmi dört saat kesinitiz elektrik. Ekmek desen sıkıntı yok. Sınırsız içeriğe erişebileceğimiz internet. Dilediğimiz an(!) sevdiklerimize ulaşabileceğimiz akıllı telefonlarımız. (dipnot: Engellenmemiş olmanız gerekmektedir!) TV’lerde yüzlerce farklı yayın. Milyonlarca müzik. (ikinci dipnot: Ki bu saydığım şeylerin çoğu üçüncü maddedeki internet ile gerçekleşiyor. Bir nevi detaylandırmış oldum.) Vay be meğer ne kadar da zor günler geçiriyormuşuz(!)

Bence çok da fazla bunalıma girmeden; uzmanların söylediği önlemleri alarak sürecin sağlıklı bir şekilde sona ermesini beklemeye devam etmeli ve yaşadığımız andan keyif almayı sürdürmeliyiz; veya çalışmalıyız. İnternette binlerce içerik var zaten; karantinada evde neler yapalım, ne izleyelim, ne okuyalım vs. gibi benzer önerileri size tekrar etmeyeceğim. Bu önerileri sürekli okumaktan sıkılmışsınızdır zaten. Herkesin 5 öneri sunduğunu düşünsek ve her öneri sunan kişinin ortak 3 önerisi olsa, geriye kalıyor 2 farklı öneri. 200 kişinin önerileri ile sınırlasak, 2 farklı öneriden ne yaptı 400 öneri. (Devlet Bahçeli matematiğine benzetebilmişimdir umarım.) Ooo hepimize yeter de artar bile. Bu yüzden benim önerilerime gerek yok. Siz benim “düşüncelerimi” okuyun yeter 🙂 (Reklam içerir: Onurun Düşünceleri… Yaşadıklarımı sözcüklere dönüştürdüğüm mekan.)

Ben karantina döneminde, iş yerim (spor merkezi) kapandıktan sonra ailemin yanına Çanakkale’ye geçtim. İl giriş çıkışlarına yasak konmadan önce yaptım bu işi tabi. Ve şu güne kadar da tıpkı sizler gibi bol bol içerik tükettim. Film, kitap, Youtube’da abone olduğum kanalların videoları vb… (Eğer benim gibi kitap severseniz lütfen GoodReads sitesinden beni takip edin. Onur Susan diye arattığınızda karşınıza çıkacağım. Eğer çıkmazsam bilin ki bu işte bir iş var.) Bol bol camdan ve balkondan denizi seyrettim. Dalgaların yön değiştirmesini, beyaz köpükleri, ışığın deniz üzerindeki yansımasını, o muhteşem deniz seslerini… Ve bol bol düşüncelere daldım. Kendimle baş başa kaldım. Geçmişimi, içinde olduğum anımı, geleceğimi… Sevdiklerimi, sevmediklerimi, üzdüklerimi, “üzenleri”… Düşledim; güzel günleri, gelecek sevgileri, ümitleri, özlemleri…

Sakın ümitsizliğe kapılmayın. Yaşadığınız şu anın değerini bilip keyfini çıkarın. Ara sıra içinizdeki çocuğa zaman ayırın. Çocukların bir tık “odun” olduğunu da sakın unutmayın (Hani çocuklar bir tık odundur ya, dolambaç taktik bilmezler! “demişlerdi” bana bir defasında…) Çünkü içinizdeki çocuk yaşıyorsa; bilin ki kalbiniz hala saf, duygularınız hala temizdir. Bu yüzden karantina dönemi sona erdiğinde, hayat normale döndüğünde, normal yaşamınıza en muhteşem şekliyle yeniden başlayabileceksiniz.

Tıpkı ufak bir çocuğun evden sokağa çıkarken duyduğu heyecan ve mutluluk gibi…


Sevgilerle…
“Onur SUSAN”

Evde Kaldığımız Şu Günler” üzerine 6 yorum

  1. Malesef biz insanlar her zaman doyumsuz olduğumuz için ve kanaatkar olmadığımız için şu an bir çok kişi hayatının en kötü zamanlarını yaşadığını düşünüyor. Aslında bu karantina günleri insanın kendi içine dönmesi için bir fırsat bence. Yazınızın dili sade, çok rahatlatıcı geldi bana, ellerinize sağlık

    Beğen

  2. Yanıp bitip kül olmadık fakat aklımıza olumsuzlukların gelemeyeceği bir rahatlık da yok. Dilerim en kısa sürede eskisinden daha iyi bir duruma geliriz. Herkesin aynı imkanlara sahip olmadığını da unutmamak gerekir.

    Beğen

Lütfen bir cevap yazın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s