Blood (PC Oyunu)

Çok net hatırlayamasam da tarihin 97 yılları civarında olduğunu biliyorum. Orta okuldayken bizim efsane oyunumuz Age of Empires’dı. Okul sıralarında stratejiler üretir, medeniyetlere nasıl savaş açıp onları fethedeceğimizi tartışır dururduk. Elimizde dergilerle ipuçları bölümünlerini yalayıp yutar, okulun son çıkış zili çalar çalmaz da çantalarımızı alıp, koşarak evin yolunu tutardık… Ders kitaplarımız çantalarımızın boş gözükmemesi için birer aksesuardı o dönemlerde.

Bir sabah biz yine eyc of (AoE diyeceğim artık) stratejileri ile ilgili konuşurken, bir arkadaşımız elinde kapkara CD kutusunun üzerinde kanlı bir el izi olan ve Blood yazan oyunla yanımıza yanaştı. “Beyler, bu oyun gerçekten çok iyi. FPS türünde ve akıl almaz vahşet içeriyor. Atmosferi harika. Ses ve müzikler mükemmel, senaryo çok iyi…” Ayak üstü inceleme yapmıştı bize resmen. Biz de birbirimize bakıp dalga geçmiştik. “Oğlum iyi misin, AoE şu an yer yüzünün en iyi oyunu olabilir, yapabileceğin stratejilerin ve alacağın aksiyonların sonu yok.” Bize tekrar dönüp; “FPS diyorum abi, strateji ile ne alakası var” diye güzel ve tatlı dille laf sokmuştu. Ama bizim için o zamanlar oyun dünyası şöyle şekilleniyordu; AoE ve diğer tüm oyunlar. Sonuçta Microsoft stüdyolarında hazırlanmış devasa bir strateji oyunundan bahsediyorduk…

Bu arada ne kadar haklıymışız ki; yıl 2026 oldu dünya genelinde hala profesyonel AoE turnuvaları düzenleniyor. Gerçekten muazzam bir şey. 97 yılından bu güne bir oyun düşünün ki, hiç eskimiyor, hala ilk günkü heyecanı veriyor. Ensemble Studios ve Microsoft ekibine ne kadar saygı duysak azdır.

O gün yine hatırlıyorum; gün boyunca her teneffüste Blood oyununu arkadaşımızdan dinleyip durmuştuk. CD kutusunun arkasındaki görsellere bakıyor; “oğlum zombi mi öldürüyoruz sadece” diye kafa yapıyor, arada CD kutusunun içindeki kitapçığı alıp silahlara ekipmanlara minik görsellere ve açıklamalara bakıp yorumlar yapıyorduk. Şaka bir yana oyuna biraz olsun yükselmiştik. Güzel pazarlamıştı bize oyunu arkadaşımız. Biz de sonunda dayanamayıp, okulun son zilinden sonra bu defa eve koşarak değil, her zaman CD satın almak için gittiğimiz dükkanın yolunu tutmuştuk. Tabii hatırlayanlar bilir, o dönemler orijinal oyun hak getire. Kutulu CD’ler vardı ve neredeyse orjiinali ile birebir aynı kalitedeydi. İçinde kitapçıkları, CD’leri özel, baskılı. Genelde kitapçıkları siyah beyaz oluyordu ama yine de kitapçıklar vardı. 97 yılında Crack olayı da yoktu. Takıyordun CD’yi, Setup’a tıklıyordun, next next diyordun ve bitti. Akıl almaz güzel dönemlerdi. Altın çağımız diye boşuna demiyorum ben. Keşke o yıllara tekrar dönebilsem.

Evet koşa koşa CD’ciye gittik ve “abi Blood oyunu var mı” diye sormuştuk. Vardı. Nasıl oluyordu bilmiyorum ama o dönemdeki CD dükkanları tüm oyun piyasasına çok hakimdi. İnternet yok, sabit telefonlarla iletişim kuruyorsun, abi sen oyun dünyasını nasıl takip ediyorsun? Vallahi bravo. Sadece oyun dergisi almakla olacak iş değildi. Neyse CD’yi alıp evlerimizin yolunu tutmuştuk ve gerçekten de o oyunu oynadığımdaki ilk deneyimimi hiç unutmam. Heyecan, yer yer tırsma ve mutluluk dolu bir deneyimdi. O oyundan aldığım hazzı çok az başka oyundan almışımdır. Aradan yıllar yıllar geçmesine rağmen, hala sınıf arkadaşımızın bize bu oyunu önermesinden dolayı onu saygıyla anarım. Ve yine ona kocaman bir teşekkürlerimi sunarım.

Uzun zamandır MAC kullandığım için PC oyunlarını artık oynayamıyorum. Blood oyununu da en son Win XP yüklü bilgisayarımda oynamıştım. Nasıl özlemini çekiyorum anlatamam. Youtube listemde oyunun baştan sona oynanmış bir kaç farklı gameplay’i mevcut. Arada uykuya dalarken açıp seyrederim. Hala inanıyorum bir gün yeni versiyonu konsollar için falan yapılacaktır eminim. Normalde Windows PC’ler için yenilenmiş bir versiyonu yapıldı. Öyle hatırlıyorum. Ancak Windows kullanmadığım için oynayamıyorum. Bu arada AoE’de oynayamıyorum. Kutulu CD’lerim bana her gün raftan bakıyorlar. Bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Neden yıllardır bu tozlu raflarda duruyoruz, haydi al bir Windows PC’de oyna bizimle diyorlar. Gerçi artık tüm medyalar dijital. CD’mi kaldı.

Neyse, konuyu çok fazla dağıtmaya gerek yok. Blood oyunu benim için FPS efsanelerinden biridir. Onun o gotik atmosferi insanı andan alıp başka bir zamana götürüyor. He bu arada Blood 2 The Chosen diye devamı da yapılmıştı. Ancak onun ismini ağzıma bile almak istemem. Türünün en iğrenç oyunlarından biri olabilir.

Diyeyim ve Caleb isimli karakterimizin oyunun en başındaki efsane repliğini tekrar saygıyla anayım…

“I live again…”

Lütfen bir cevap yazın.

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close