Ufak Bir Teşekkür

Aslında gizli kahramanıma bu sayfalardan değil de yüz yüze bakarak bir teşekkür etmek isterdim fakat burası benim hayatımın gizemli bir köşesi değil mi? Hem duygusal yazılar yazmayalı ne kadar da uzun zaman olmuş. Ama bir o kadar daha devam edecek.

Yer yüzündeki milyarlarca insanın duygularını ifade ediş şekilleri farklıdır… Kimi insan sevinç çığlıkları atar, kimi hafif bir tebessüm sergiler, kimi hüngür hüngür ağlar kimi insanın da içinde fırtınalar kopar. Ama gerçek olan bir şey vardır ki, her karakterin iyi veya kötü duyguları vardır. Bizi zaten insan yapan da hissettiklerimiz değil midir?

Zamanında internette psikiyatr doktorların bir kaç makalesini okumuştum. Bazı insanların duygularını ifade etmekte çekindiklerini, bunları gizlemeyi tercih ettikleri yazıyordu. Özellikle kızgınlık, alınganlık, korku ya da “incinmişlik” gibi duyguları gizlemeye çalıştıkları, bunları karşı tarafa belli etmemek için çırpındıklarını söylüyordu yazılanlar. Çünkü bu tarz duyguların alay etmelere, küçük düşürücü duruma düşmeye meyilli duygular olduğunu düşünürsek, sanırım çoğu insanın belirli durumlarda bu duyguları kendine saklaması pek de anormal olmasa gerek.

Bir ilişkide kişilerin duygularını karşı tarafa doğru bir şekilde ifade edebilmesi ilişkinin olgunlaşması için en önemli noktadır. Buraya kadar hemfikiriz. Ancak kişilerin bu denli açık ve iletişimde yalın olabilme süreleri kişilerin karakterlerine bağlı olarak değişebilecek bir durum değil midir? İlişki konusunun ne denli hassas bir konu olduğunu düşünürsek eğer, zamanın önemli bir faktör olduğunu ve iki tarafında fedakarlıklar yapacağının söz konusu olabileceği su götürmez bir gerçektir bana kalırsa.

Tabi bu zamanlama ve “dayanma” konusunda çevresel bir çok faktöründe iki tarafın hal ve tavırlarına etkisi olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bireylerin ilişkisi dışında uğraşmaları ve çabalamaları gereken olumlu olumsuz onlarca etken zaten etrafını sarmış durumdadır. Belki de bu kadar çok gidişatı etkileyici faktörün bir araya geldiği “hayat” olgusunda kişilerin birbirlerine açık ve net olmaları her zamankinden çok daha önem göstermektedir. Fakat en başa dönersek tekrar hatırlatmak isterim ki, kimi insanın duygularını dile getirebilmesi ve onları karşı tarafa iletebilmesi bir diğerine göre farklılık gösterebilir.

Ben kendi karakterimi göz önüne alırsam, sanırım şu “ilişkilerde olmaması” gereken, iletişim problemi yaşayan bir konuma örnek teşkil ediyorum. Özellikle duygularımı içimde yoğun bir şekilde yaşayan ancak bunu karşı tarafa ifade edemeyen ve hatta çarpıtmaya çalışan kesinlikle ve kesinlikle dayanılması zor bir karakteri simgeliyorum. Ancak burada tekrar belirtmeliyim ki, bu tip durumlarda “zamanın” ve tarafların birbirini “tanımaya çalışmasının” önemini bir daha hatırlatmak isterim. 

Tanımak, tanıyabilmek, tanımayı istemek… Bir ilişkide karşı tarafı keşfetme duygumuz, o ilişkinin pamuk ipliğinden kırılmaz bir çelik halata geçişindeki en önemli arzu ve özverilerinden biridir. Tabi bunu başarabilecek güce ve azme sahipsek. Eğer taraflardan biri buna hazır değilse, zaten o pamuk ipliği henüz yolun başında, daha ilk adımda kopacaktır. Ve bir insanı “adım adım” tanıyabilmek de hayatımızdan en büyük şeyi çalan şeylerden biridir belki de; zamanı. Evet. Kesinlikle zamanı. Dünyanın en değerli şeyini. Zaten çoğu ilişki de bu fedakarlık altına girilemediği için daha en başından paramparça olmuyor mu?

İlişki konusunda asla bilmişlik falan taslıyor değilim. Çünkü hayatım boyunca asla beceremediğim şeylerin başında bu geliyor. Çünkü hayatım boyunca duygularımı karşı tarafa asla doğru bir şekilde ifade etmeyi beceremedim. Çünkü doğru bir şekilde karşı tarafla asla iletişim kuramadım. Her zaman içine kapanık, duygularını içinde yaşayan, karşı tarafa da aksini belirten ve sonrasında büyük pişmanlıklar duyan bir karakter olarak yaşamıma devam ettim. Çünkü bu sebeple yalnızım. Çünkü bu sebepten ötürü kimseyle bir ilişki yaşayamıyorum…

Bu yazım aslında; bana ilişki konusunda  neyi yanlış yaptığımı, duygularımı içimde yaşamaktansa karşı tarafa ifade edebilmenin ne kadar doğru olduğunu ve bunu yapmadığım her zaman hayatımda büyük kayıpların olacağını  “yeniden” hatırlatan gizli kahramanım içindi. Evet ben buyum. Ve belki de hiç değişmeyeceğim. Bu şekilde devam edeceğim. 

Ta ki gerçekten beni anlayan, tanımaya çalışan ya da duygularımı hissedebilen biri karşıma çıkana kadar.

Sevgilerle…

“Onur SUSAN”

Ufak Bir Teşekkür” üzerine 5 yorum

  1. Uzun zamandır açmadığım sayfayı ”neler oluyor oralarda? bir bakayım” derken, son zamanlardaki en zor sınav sorumla karşılaştım…Kendinizle yüzleşebildiğiniz ve bunu aktardığınız için teşekkürler, Darısı başıma 🙂 KALEMİNİZE SAĞLIK !!!

    Liked by 1 kişi

  2. Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim… Umuyorum sizi anlayan sizi seven biri çıkar karşınıza. Yoksa çok zorluklar çekip çok yıpranıyorsunuz…

    Sevgilerle.

    Liked by 1 kişi

  3. “Ta ki gerçekten beni anlayan, tanımaya çalışan ya da duygularımı hissedebilen biri karşıma çıkana kadar.” Bu söze bayıldım kaleminiz sağlık 🙂

    Beğen

Lütfen bir cevap yazın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s