Uzun Bir Aranın Ardından…

Farkındayım. Bu aralar blog sayfamı ciddi anlamda ihmal ediyorum. Aslında hiç de sevmediğim bir şeydir. Ancak bunun sebebi içerik bulamıyor olmam ya da zamanımın olması değil. Yazmak istemiyorum bir süredir. Şu an bu satırları yazarken bile zorlandığımı hissedebiliyorum. Hem de havalar güzelleşiyorken, sanki depresyona giriyormuş gibiyim. Tabi yazmak anlamında bir depresyon…

Haydi birazcık geyik yapalım. Madem içimden yazmak gelmiyor, bugün burada her telden bir şeyler söyleyip konudan konuya zıplayalım. Evet dün (Perşembe) inanılmaz bir şekilde sabahın 6’sında uyanıverdim. Ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. Ama bir sebebi vardı arkadaşlar. Merkeze eğitime gitmem gerekiyordu. Eğitim 8’de sabah sporu ile başladığı için ancak 6’da kalkarak yetişebildim. Yetişebildim mi? Evet yetişebildim…

Son bir kaç akşamdır geceleri Zeki Müren dinlemeden uykuya daldığımı fark ettim. Bunun sebebini de her gün spor yapıyor olmama bağladım. Uzun bir aradan sonra ilk defa bu kadar sıkı bir antrenman programına girdiğimi fark ettim. Kendimi normalden daha fazla zorlmaya başladım. Meyvelerini toplamaya başlıyor muyum bilemiyorum. Ayna karşısında cıbıldak pozlar vermekten nefret ederim. ( Evet Instagram hesabımda 2 tane bu şekilde çekilmiş fotoğraf var. Lanet olsun keşke koymasaydım! )

IMG_0601Yazamadığım gibi okuyamıyorum da! Aman Tanrım bana neler oluyor böyle? Gerçekten okuyamıyorum. Geçen ayın son 10 günü ve bu ay da dahil henüz elime bir kitap almadım. Kendimi kara cahil gibi hissediyorum. Sabahları düzenli olarak Teknoloji gündemi ile ilgili makaleleri ve haberleri okuyorum. Ama sadece bu kadar.

Deli gibi müzik dinlemeye devam ediyorum. Tür fark etmeksizin kulağıma güzel gelen, çirkin gelen ne var ne yok dinlemeye çalışıyorum. Mesai saatlerimde zaten hızlı parçalar çalıyor, bir de üstüne yolda, evde ve gece uykuya dalarken dinlediğim müziklerle sanırım kulak zarımın sınırlarını zorluyorum. Ama kesinlikle huzur buluyorum. Normalde hibrit cihazlardan nefret ederim. Ancak teknoloji beni buna zorladı. Yani işin aslı iPod’umu rafa kaldırdığım için yanımda sadece iPhone’umu taşıyorum ve tüm müzik ihtiyacımı ondan karşılıyorum. Kesinlikle iPod’umu özlüyorum.

iPhone SE’mi? Yapma Apple. Bunu yapmaman gerekiyordu. Tamam 4 inç telefon güzel bir fikir. Boyutundan ziyade işlevi çoğu zaman daha önemlidir 🙂 Ama nerede yenilikçi bir tasarım? 2012 yılının tasarımını 2016’da yeniden sunmak da neyin nesi? Kesinlikle üzüldüm.

Life of key? Size ne anlam ifade ediyor bilmiyorum. Ama bir zamanlar kız arkadaşımla Mısır’a gittiğimde yaşam anahtarı kolyesi almıştım. Geçenlerde çekmeceleri karıştırırken yeniden denk geldim. Gümüş olduğu için bayağı kararmış. Onu güzelce parlattıktan sonra yeniden takmaya başladım. Bana onu hatırlatıyor evet. Ama sadece dudaklarımda hafif bir tebessümle… Bu arada kolyeyi görenlerin yaşam anahtarını “haç” sanmaları da beni ayrıca sinir ediyor. Cehalet kesinlikle kötü bir şey.

Carly Lauren? Senin gibi bir sevgilim olsun… Ne borç ne de başka bir şey. 🙂

İlişki kelimesi benim için ne anlama geliyor bilmiyorum. Zamanında nasıl bir beddua yediysek hala düzelemedik. Aşk meşk dönemlerini çok geride bıraktığım için “ilişki” kelimesinin de anlamını yitirmiş bulunuyorum bu aralar. Carly gibi birinin denk gelmesi dileğiyle…

Sevgilerle…

Uzun Bir Aranın Ardından…” üzerine 8 yorum

onursusan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s