Apple Watch Tecrübem

Apple Watch Türkiye’ye gelir gelmez satın alan o çılgın Apple kullanıcılarından biriyim. Aslında konuya bu bakış açısıyla yaklaşmam kesinlikle yanlış olur. Çünkü ben çocukluğumdan beri saat hastası olan biriyim. Daha ilk okul yıllarımda harçlıklarımı biriktirir dandik dijital saatlerden değişik değişik modeller satın alır dururdum. Ve bozulana kadar da keyifle kullanırdım.

Hatta çok iyi hatırlıyorum, bir keresinde kendimi bayağı sıkmış normalden daha fazla para biriktirmiş kendime radyolu bir saat almıştım. (Radyosu çalışmıyordu bu arada.) O saatlerin markalarını hatırlamıyorum bile. Fakat plastik ve dijital ekranı olan hatta ışığı bile olan o saatler benim en sevdiğim hobilerimden biriydi. Zaten ilk okul ve orta okul yıllarımda en güzel saatim hesap makinesi ve databank özelliği olan Casio DBC62 model siyah saatimdi. Kodunu bile çok iyi hatırlıyorum çünkü özellikle ürün kodunu ezberlemeye çalışmıştım. Kesinlikle mükemmel bir saatti. Ve evet iddia ediyorum o zamanın en akıllı saatlerinden biriydi. Casio zaten bu işi çok iyi başarıyordu.

Gel gelelim yıllar geçtikçe ve ben de büyüdükçe saat zevkim de değişmeye başladı. Dijital saatlerin yerini analog daha doğrusu mekanik saatler almaya başladı. Çok pahalı olmasa da değişik markalarda güzel mekanik saatlerim oldu. Diesel, Nautica, Swatch, Adidas, Kenneth Cole gibi çeşit çeşit saatler bileğimi zamanla süsledi. Gün içerisinde giyindiğim tarza uygun bir saatim kesin vardı. Belki de bu büyük bir kolaylıktı benim için. Ancak gün geldi ve teknoloji sevdam yeniden ağır bastı. Aslında teknoloji sevdam değil Apple aşkım ağır bastı demeliyim…

IMG_1421
Sonunda sana kavuştum…

Apple Watch ilk tanıtıldığında ben de o büyülenen insanlar arasındaydım ve sabırsızlıkla Türkiye’ye gelmesini bekliyordum. Ve 31 Temmuz’da Türkiye’ye geldiğinde Zorlu Center’ın kapısında sıra bekleyenlerden biri de bendim. O heyecanımı şu an yeniden yaşar oldum bir kez daha. Gel gelelim paslanmaz çelik 42mm Apple Watch’u satın aldıktan sonra bir daha kolumdan hiç çıkarmadım. (Gece yatarken ve şarja taktığım zamanlar hariç. Ayrıca banyo yaptığım zamanlar da kolumdan çıkarıyorum ne olur ne olmaz. Çok takıntılıyımdır. )

Peki 6 aydır kullandığım bu cihazımla neler yapıyorum? Cihazın özelliklerini burada yazacak değilim. Bilmeyen kalmadı. Ama belki de bilmeyenler için en önemli özelliğini söyleyeyim; cihaz sadece iPhone ile senkronize çalışıyor. Eğer iPhone yok ise Watch’da yok demektir. İkisi birlikte mükemmel bir ikili oluyorlar bunu da hatırlatayım.

Ne gündü ama...
Ne gündü ama…

Evet aldığım günden beri özellikle kullandığım en temel özelliği kesinlikle Fitness aktivitelerimi anlık olarak takip ediyor olmam. Bir eğitmen kadar profesyonel olarak yapamasam da özellikle antrenman yaptığım dönemlerde yaktığım kalorileri ve nabız hızımı kontrol etmem benim için çok anlamlı oluyor. Özellikle de limitlerimin üstüne çıkmam açısından kesinlikle motive edici bir “antrenman koçu” olduğunu belirtmeliyim.

Fitness aktiviteleri dışında en temel özelliği olan “bildirim kontrolü”ve kısa mesaj okuma ve yanıtlama işlemleri kesinlikle çok pratik oluyor. An geliyor telefona bakamayacağım ve cevap yazamayacağım durumlarda kısa mesajlara ya da WhatsApp iletilerine anlık ve pratik kısa cevaplar verebiliyorum. Bu gibi durumlarda kesinlikle iPhone’uma elimi atmadan konuyu çözüme kavuşturmuş olabiliyorum.

Bir diğer sevdiğim özelliği ise müzik kontrolü. Özellikle çok fazla müzik dinlediğim için iPhone’um cebimdeyken dinlediğim müzikler ile ilgili her türlü işlemi yine saniyeler içerisinde bileğimden halledebilmem benim için çok rahat oluyor. Tabi çoğu zaman dikkatli ve ürpertici bakışların etkisi altında kalabiliyorum ancak zamanla bu bakışlara alıştığımı söylemeliyim. Özellikle arama geldiğinde bileğimden aramayı cevaplayıp konuşmaya başladığımda kesinlikle etraftaki şaşkın ve garip bakışları sizin de görmenizi isterim.

Bir diğer sevdiğim özelliği de Check-in yapmak. Evet Swarm uygulaması o kadar basit ve keyifli ki bunu size anlatamam. Swarm uygulamasını açıyorsunuz ve tek bir dokunuşla Check-in işlemi tamam.

IMG_1445
Voltran’ı oluşturuyoruz. Voltran Voltran Voltran!

Tabi bu arada Shazam’ı da çok fazla kullandığımı söylemeden geçemeyeceğim. Çalan parçanın ne olduğunu öğrenmek için bileğimden SIRI’ye hangi parça çalıyor demem yeterli oluyor. Fakat gürültülü ortamlarda iPhone kadar iyi sonuç vermediğini belirtmeliyim. Bu tarz mekanlarda iPhone her zaman çok daha iyi bir şekilde sonuç veriyor.

Ve tüm bunların dışında da Kronometre özelliği en çok kullandığım özelliklerden biri. Genellikle yemek molalarına çıktığımda bileğimde ilk olarak çalıştırdığım uygulama Kronometre ya da Geri Sayım Sayacı oluyor. Böylece yemek molalarımı tam saatinde bitirmiş ve arkadaşlarımın da daha fazla aç kalmasını engellemiş oluyorum.

Aslında Apple Watch ile yapılan şeylerin sınırı yok. Evinizin veya arabanızın kapısını açmaktan tutun da, Jedi şovalyesi gibi Drone kullanmaya kadar binlerce kullanım alanı bulunuyor. Fakat ben sadece temel özellikleri kullanarak da bu cihazımdan inanılmaz keyif alıyorum. Özellikle canım sıkıldıkça Watch Face’denen arayüzleri değiştirerek o anki ruh halime uygun komplikasyonlar yaparak kendimi mutlu hissediyorum.

IMG_1508
Mickey’imi kim görmek ister?

Apple Watch’un en büyük derdi batarya sorunu. Her sabah şarj etmek kesinlikle can sıkıcı. Ya da gece yatarken şarja da takabiliyorsunuz ancak ben saatlerce şarj ünitesinde kalmasından memnun olmayan kesimdenim. Bu yüzden sabah uyandığımda daha yüzümü bile yıkamadan yaptığım ilk iş Apple Watch’umu şarja takmak oluyor. İleride batarya sorununun çözüldüğü zamanlar geldiğinde bu tarz teknolojik oyuncakların tadı çok daha lezzetli olacak biliyorum. Ancak şimdiden de imkanımız varken bu oyuncaklarla oynamanın verdiği keyfi yaşamaktan yanayım.

Sevgilerle…

Apple Watch Tecrübem” üzerine 8 yorum

  1. Mevcut pil teknolojisi, dijital teknolojide fark yaratan Apple’a yetişemiyor hala. Artık şarj meselesinin geçmişte kalması konusunda takıntılıyım.

    Liked by 1 kişi

  2. Bir şeyi merak ettim. Bildirimler hem telefona hem saate mi geliyor? Yoksa telefonu hiç kullanmazken mi saate geliyor? Eğer ikincisi ise telefonun şarjından kar edilir.

    Liked by 1 kişi

    1. Telefonun ekranı bile uyanmıyor. Sadece bileğinde bir titreşim. Hem de dürtük şeklinde. Onu bile farklı yapmışlar. iPhone’a dokunmadan bir çok şeyi halledebiliyorsun.

      Beğen

onursusan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s